Örnek Resim

İHOP’un Kuruluşu

İnsan Hakları Ortak Platformu (İHOP), hükümet dışı insan hakları örgütlerinin insan hakları alanında tek başlarına etkili çözüm üretemedikleri alanlarda birlikte hareket etmelerine olanak sağlayacak bir ortam yaratmak üzere 25 Haziran 2005’de Helsinki Yurttaşlar Derneği (hYd), İnsan Hakları Derneği (İHD), İnsan Hakları ve Mazlumlarla Dayanışma Derneği (MAZLUMDER), Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) ve Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi tarafından kuruldu.
İHOP’un kuruluş fikri, Türkiye’nin AB’ye aday ülke olarak kabul edilmesiyle birlikte başlayan reform sürecinde ortaya çıktı. Türkiye’de hukukun üstünlüğü prensiplerine ve insan haklarına dayalı sağlıklı ve kalıcı bir demokratik sistemin oluşmasında insan hakları örgütlerinin katkısını güçlendirmek amacıyla ortak çalışma yapma ihtiyacından doğdu. 2005 yılında başlayan bu ortak çalışma alanı, zaman zaman küçülerek, zaman zaman genişleyerek bugüne kadar varlığını sürdürdü.

ORTAK AÇIKLAMA

 Olağanüstü Hal (OHAL) yönetiminin devamını sağlayarak, keyfiliğin, hukuksuzluğun ve insan hakları ihlallerinin kalıcı hale getirilmesine değil, hukukun üstünlüğüne, temel hak ve özgürlüklerin esas alınacağı düzenlemelere ihtiyaç vardır!

2016-2018 yılları arasında kesintisiz 2 yıl süren OHAL dönemi hukuka aykırı düzenlemelerle, kamu görevinden ihraç etme, mülkiyete el koyma ve uzun gözaltı süreleri gibi ağır yaptırımlarla sürdürüldü. Ancak, OHAL’in sona ermesini müteakip kabul edilen 25 Temmuz 2018 tarihli 7145 sayılı bir torba kanun metni içerisinde OHAL dönemine özgü olan bu yaptırımların OHAL’in ardından gelen üç yıllık uzatma süresince de devam etmesine imkân sağlandı.

Bu kez, AKP milletvekillerince 9 Temmuz 2021 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan torba kanun teklifi 18 Temmuz 2021 tarihi itibariyle TBMM Genel Kurulunda oy çokluğuyla kabul edildi. TBMM Genel Kurul görüşmeleri sonucunda, 7145 sayılı torba yasa ile son üç yıldır uygulanan OHAL tedbirlerinin uzatılma süresi 3 yıldan bir yıla indirilmiş oldu.

Yine bu torba yasa ile 2005 yılında çıkarılan 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun gereğince yapılması gereken erişilebilirlik düzenlemeleri de ertelenmektedir. Aradan geçen 16 yılda sürekli ertelenen erişilebilirlik düzenlemeleri engellilerin insan haklarına erişimin engellenmesidir.

Geride bıraktığımız 2 yılı OHAL, 3 yılı da uzatma dönemi olmak üzere son 5 yılda özetle neler yaşandı?

  • OHAL döneminde sadece bir idari karar ile 134.024 kişi ömür boyu kamu görevlerinden menedildi. En az 22.000 kişi için de bir daha kamu idaresi ile iş yapamaz kararları verildi. Bunlar görünen rakamlardı. Görünmeyen ve toplanamayan rakamları halen bilmiyoruz. OHAL kaldırıldıktan sonra yetkilendirilmiş idari makamlar tarafından hâkim, savcı, asker, polis, öğretmen, akademisyen ve çeşitli kademelerde bulunan pek çok memur görevlerinden ihraç edilmeye devam etti. Öte yandan kamu idaresi ile iş yapan özel sektör çalışanları da kamu idaresi tarafından güvenlik soruşturmalarına tabi tutuldular, verilen keyfi kararlarla insanların çalışma hakları gasp edilmiş oldu.
  • Yüzlerce şirketin ve kişinin varlıklarına Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kayyum olarak atandı.
  • Keza aynı dönemde bir milyon civarında kişi sadece TCK 314’üncü maddeden soruşturmaya uğradı, haksız yere gözaltında tutuldu veya tutuklandı. Bu kişilerin çoğunluğu bir banka hesabından, düşüncesini ifade ettiğinden ya da sadece karar vericilerin kendileri hakkında oluşturduğu kanaatlerinden ötürü suçlandı.

Bu kanunun yürürlüğe girmesi, Türkiye’nin onayladığı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin, BM Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nin ve T.C. Anayasası’nın ihlal edilmesi anlamına geleceği gibi, Cumhurbaşkanı tarafından Mart 2021 de açıklanan İnsan Hakları Eylem Planı teşebbüsünün de boş bir vaatten ibaret olduğu anlamına gelmektedir.

Şimdi yapılması gereken hem OHAL döneminde hem OHAL kaldırıldıktan bu yana geçen 3 yıllık sürede bu yaptırımlar nedeniyle oluşan haksızlıkların ortadan kaldırılması için düzenleme yapmaktır.

Hukuksuzluğun ve keyfiliğin sürdürülmesinin yasallaştırılmasına değil, herkes için adaleti sağlayan bağımsız bir yargıya, temel hak ve özgürlükleri teminat altına alan yasalara ve kurumlara ihtiyacımız vardır.  

Eşit Haklar İçin İzleme Derneği, Hak İnisiyatifi Derneği, İnsan Hakları Derneği, İnsan Hakları Gündemi Derneği, Uluslararası Af Örgütü-Türkiye, Yurttaşlık Derneği

Word olarak indirmek için tıklayınız.

CEZASIZLIKLA MÜCADELE OKULU

Cezasızlıkla Mücadelede Güçbirliği Ağı, ağır insan hakları ihlallerine karşı alanda çalışan avukatların daha donanımlı ve etkili bir şekilde mücadele edebilmesine yardımcı olmak amacıyla 22-23-24 Nisan 2021 tarihleri arasında Cezasızlıkla Mücadele Okulu adı altında bir online eğitim programı düzenleyecektir.

Cezasızlıkla Mücadelede Güçbirliği Ağı, geçmişte işlenen ağır insan hakları ve insanlığa karşı suçların ortaya çıkarılması konusunda çalışmalar yapan İHD, TESEV, Hakikat Adalet Hafıza Merkezi, Diyarbakır Barosu, Batman Barosu, Şırnak Barosu, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Yurttaşlar Derneği, Uluslararası Af Örgütü, Human Rights Watch, Adli Tıp Uzmanları Derneği, AÜ SBF İnsan Hakları Merkezi tarafından 2013 yılında oluşturulmuştur. CMG 2013-2016 yılları arasında konuyla ilgili mahkemelerin izlenmesi, dava takipleri, davaların kamuoyuna duyurulması, Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Şikâyet Hakkı’nın etkin kullanımı için üçüncü taraf raporlarının hazırlanması, yasal değişiklikler için baskı yapılması gibi çalışmalar gerçekleştirmiştir. Cezasızlıkla Mücadelede Güçbirliği Ağı halen cezasızlık alanında çalışmalar yapan insan hakları örgütleri, baroların insan hakları merkezleri ile bireysel avukatlardan oluşmaktadır.

Cezasızlıkla mücadele eğitimimiz hangi konuları kapsayacak?

Cezasızlıkla mücadele eğitimimiz on bir eğitim modülünden oluşuyor. Modüllerin konu başlıkları aşağıdaki gibidir:

  • Cezasızlık kavramını uluslararası ceza hukukunun ortaya çıkışı ve gelişimi üzerinden anlamak
  • Ağır insan hakları ihlalleri kavramı ve uluslararası ceza hukuku ile insancıl hukuku ile ilişkisi
  • Cezasızlık ve devletin genel yükümlülükleri
  • Cezasızlık ve etkili başvuru yolu hakkı
  • Cezasızlık ve ihlal mağdurlarının giderim hakkı
  • Ağır insan hakları ihlallerini soruşturma yükümlülüğü
  • Ağır insan hakları ihlali fail(ler)ini yargılama ve cezalandırma yükümlülüğü
  • Yargılama ve cezalandırma yükümlülüğüne özgü ceza usul sorunları
  • Hakikat Hakkı
  • Türkiye’nin ceza adaleti sisteminde cezasızlık kültürünü besleyen yapısal sorunları anlamak

Yukarıdaki eğitim modüllerinin hangi kolaylaştırıcılar tarafından ne zaman sunulacağına ilişkin bilgi seçilen katılımcılara eğitimden önce ayrıca gönderilecektir.

Bu eğitim programına kimler katılabilir?

İnsan hakları alanında çalışan ya da ceza hukuku ağırlıklı çalışmakla birlikte insan hakları hukuku bilgisini geliştirmenin mesleki gelişimine katkısı olacağına inanan asgari iki yıllık avukatlık deneyimine sahip ve halen aktif avukatlık yapan adaylar programa kabul edilecektir.

Cezasızlıkla Mücadele Eğitimi Nerede, Ne Zaman, Ne Kadar Sürecek?

Eğitimler, Covid 19 pandemisinin dayattığı zorunluluklar dikkate alınarak online ve Zoom programı üzerinden gerçekleştirilecektir.

Eğitim programının 22-23-24 Nisan 2021 tarihleri arasında 3 gün boyunca gerçekleştirilmesi planlanmaktadır.

Programa katılım, bu tür eğitimlerin niteliği ve etkileşimli gerçekleştirme hedefi doğrultusunda 25 kişi ile sınırlandırılmıştır.

Katılımcıların belirlenmesinde gözetilecek ölçütler neler?

  • Katılımcıların seçiminde, yaş, mesleki deneyim, cinsiyet/cinsel yönelim/cinsiyet kimliği dağılımı ve ülkenin değişik bölgelerinde alanda çalışan avukatların ihtiyaçları arasında denge kurulmasına önem verilecektir. Özellikle kadınlar, LGBTİ+, çocuklar, Romanlar, engelliler gibi kırılgan gruplarla çalışıyorsanız, lütfen başvurunuzda bunu özellikle belirtiniz.
  • Katılımcı seçiminde adayların insan hakları alanında asgari bir bilgi temeline sahip, alanda çalışma iradesi, adanmışlık ve istekliliği belirleyici ölçütlerden birisi olacaktır.
  • Katılımcı seçimi yukarıdaki ölçütleri de dikkate alarak ayrımcılık içermeyecek şekilde gerçekleştirilecektir.

Eğitim süresince katılımcılardan beklentilerimiz?

  • Cezasızlıkla Mücadele Eğitimimi Programı’nın amacına ulaşabilmesi bakımından, eğitimler boyunca bilgisayarın karşısında bulunmanızı ve kameranızı kapatmamanızı talep ediyoruz. Eğitimler, tarafımızca bundan sonraki eğitimlerimizin nitelik ve etkililiğini artırabilmek için inceleme ve veri toplama amacıyla kayıt altına alınacaktır. Buna karşın katılımcıların eğitim sırasında herhangi bir görüntü ve ses kaydı alması yasaktır. Kameranın açık tutulmasına yönelik getirilen koşul, katılımcıların eğitime odaklanılmasını kolaylaştırma amaçlıdır.
  • Eğitim programına kabul edilenlerden herhangi bir ücret talep edilmeyecektir. Buna karşın katılımcılardan programa tam ve aktif katılım beklenmektedir.

Nasıl Başvurulur?

Başvuru formlarına buradan ulaşabilirsiniz. Başvuru Formu

Bu formu doldurarak başvurunuzu tamamlamanız gerekiyor.

Son başvuru tarihi: 19 Nisan 2021’dir. Programa kabul edilen adaylara 20 Nisan tarihinde programa kabul bildiriminde bulunulacaktır. Diğer başvurucular için ayrıca bir bildirimde bulunulmayacaktır.

Ayrıntılı eğitim programı, başvurusu kabul edilen katılımcılara ayrıca e-posta adresleri üzerinden gönderilecektir. Bu nedenle programa katılmayı düşünen adayların başvuru formunda güncel iletişim bilgilerini vermeleri önemlidir.

Başvuru formunu dolduran ancak programa kabul edilmeyen adayların formlarında verdikleri kişisel bilgiler en geç 25 Nisan 2021 tarihinde imha edilecektir. Programa kabul edilenlerin ise başvuru formlarında belirttikleri kişisel veriler program sonunda katılım belgelerinin postalanmasını izleyen iki gün içinde imha edilecektir.

Buna karşın katıldıkları eğitim programının uygulanması sırasında 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca işbu eğitim programındaki ses, görüntü kaydı, fotoğraf vs yöntemlerle kayıtlanmasına, arşivlenmesine, ağın web sitesi ve sosyal medya sayfalarında paylaşılmasına, proje raporları ekinde ilgili birim ve kuruluşlara gönderilmesine, çalışma sonuçlarının medya ve ilgili kuruluşlarla paylaşılmasına onay vermeleri beklenecektir. Programa kabul edilen adaylara eğitim programına başlamadan önce tarafımızdan UYAP pdf formatında gönderilecek KVKK uyarınca onay ve eğitim programına düzenli ve aktif katılım taahhüdü belgesini e-imza ile imzalayıp belirtilen e-posta hesabına göndermeleri beklenecektir.

Bu program Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Avrupa Birliği’nin mali desteği ile hazırlanmıştır. İçeriğin sorumluluğu tamamıyla Kapasite Geliştirme Derneği’ne aittir ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmamaktadır.

GÜVENLİK SORUŞTURMASI VE ARŞİV ARAŞTIRMASI KANUN TEKLİFİ REDDEDİLMELİDİR!

Bir grup Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekili tarafından imzalanarak 19 Haziran 2020 tarihinde TBMM Başkanlığı’na verilen “Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması” kanun teklifi, TBMM Başkanlığı tarafından aynı gün İçişleri ve Adalet Komisyonlarına gönderilmişti. İçişleri Komisyonu tarafından hızla görüşülen ve oy çokluğu ile kabul edilen teklif 1 Temmuz 2020 tarihinde TBMM Genel Kuruluna sevk edilmişti. 10 ay boyunca Genel Kurul gündemine alınmayan teklif, 31 Mart 2021 günü toplanan Genel Kurul’un birinci sırasında gündeme alındı. 

Teklif, genel görüşmelerin tamamlanmasından sonra bu kez maddelerin görüşülmesi oylamaya sunulmuş ve teklif oy çokluğu ile reddedilmiştir.  Ne var ki, bu kez TBMM Başkanı devreye girerek bir usul eksikliği tartışması açmış ve teklif 1 Nisan 2021 günkü oturumda yeniden gündeme getirilmiş ve bu kez teklifin maddelerinin görüşülmesi oy çokluğu ile kabul edilmiştir.

Şimdi TBMM Genel Kurulunda maddeleri üzerinde görüşmelere başlanacak bu kanun teklifinin, gerek insan hakları ve özgürlükleri bakımından gerekse, her yurttaşın sahip olduğu temel bir hak olan ve Anayasa’da sınırları serbestlik, eşitlik ve görevin gerektirdiği nitelikler ile çizilmiş hakların kullanımı bakımından son derece ağır sonuçlar doğuracaktır. 

Kanun teklifi bu haliyle kamu görevlilerinin seçimleri ve atamalarında partileşmeye kapı açacak; Türkiye’de çok geniş bir kesimi etkileyecek ve yarattığı sakıncalılık kategorisi ile en temel yurttaşlık haklarından olan kamu hizmetine girme hakkının özünü ortadan kaldıracaktır.

Kanun Teklifi, Anayasa’nın getirdiği güvencelere ve kamu yararının sağlanması için temel ölçüt olan liyakat ilkesine aykırı olarak kamu hizmetine girecekler için iki ayrı kategori olarak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılmasını öngörmektedir. Arşiv araştırması kamu hizmetine girecek herkes için düzenlenmiştir ve memuriyete girme koşullarının çok ötesinde bir araştırmayı içermektedir. Adli sicil kaydı ile sınırlı kalmayacak olan araştırma, hukuk âleminde sonuç doğurmaması bir güvence olarak öngörülmüş olan cezanın ertelenmesi ve hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararlarından,  kişi hakkında devam eden ve kesinleşmiş soruşturma ya da kovuşturmaların dayandığı olgulara kadar uzanmaktadır. OHAL döneminde binlerce örneği ve uygulaması görülen soruşturmanın tamamlanmaması ya da beraat kararlarına karşın soruşturmaların dayandığı olguların sonuç doğurması, kamu görevine girme talebinde bulunacak herkes için uygulama alanı bulacaktır. 

Kamu hizmetinden amaç, kamu yararıdır. Kamu hizmeti görmek üzere görevlendirilecek kişilerin de kamu yararı ilkesi çerçevesinin dışında bir değerlendirmeye tabi tutulmaması gerekir. Anayasa’nın 70. Maddesinde, her yurttaşın kamu hizmetlerine girme hakkına sahip olduğu belirtilmiş ve “Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez” hükmü yer almaktadır. Dolayısıyla kişinin kusuru ile kamu hizmetinin gerekleri arasında bir bağ kurmadan kamu hizmetine girme hakkına getirilecek her kısıtlama anayasanın açık hükmü bakımından anayasanın açık hükmüne aykırı olacaktır.

İnsan onurunu zedeleyecek, yurttaşlar arasında ayrımcılığa ve insan hakları ihlallerine neden olacak bu teklif kamu barışını tehdit altına alacaktır. 

İnsan Hakları Ortak Platformu

 

TEKLİF GERİ ÇEKİLMELİDİR! 

ÇÜNKÜ,

OHAL UYGULAMALARININ DEVAMI NİTELİĞİNDEDİR!

  • Birçok kurum için güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması düzenlemesi OHAL kararnameleri ile getirilmiştir. Devlet memurları kanununa eklenen ve daha sonra AYM tarafından iptal edilen 48.maddesinin 8 bendi de ilk olarak OHAL kararnamesi ile konulmuştur.
  • Tüm kamu görevlileri için, devlet memurluğuna girişe engel sayılamayacak olguların değerlendirme komisyonunun önüne götürülmesine ve Anayasanın 70. maddesindeki kamu hizmetine girme hakkının özünü ortadan kaldıracak keyfi davranışa olanak sağlamaktadır.
  • OHAL kararnameleriyle yaratılan iltisak, irtibat, eylem birliği gibi muğlak kavramların yarattığı “sakıncalılık” kategorisini süreklileştirmektedir.

ANAYASA’YA AYKIRIDIR!

  • Anayasa’nın 13. Maddesi, temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceğini düzenlemiştir. 
  • Güvenlik soruşturması kategorisinin hangi kurumlara ve personele uygulanacağı belirsizdir. Yapılan tanımda kamu kuruluşları dışında kamu hizmeti yürüten özel sektör kuruluşlarının kapsama alınıp alınmayacağı belli değildir. İş sözleşmesi ve çalışma özgürlüğü bakımından da muğlak bir alan yaratmaktadır. Bu muğlak alanın Cumhurbaşkanının çıkaracağı yönetmelikle belirleneceği belirtilmiştir. Temel hak ve özgürlüklerle ilgili sınırlamalar yönetmelikle yapılmaz.
  • Keza sınırlama “Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
  • Anayasa’nın 70. Maddesinde yer alan kamu hizmetine girme hakkına ilişkin getirilen tek sınırlama kamu görevinin gerekleridir. Bunun ötesinde bir sınırlama getirilmesi Anayasa’ya aykırıdır. 
  • Kamu hizmetinin amacı kamu yararıdır. Kamu hizmeti görmek üzere görevlendirilecek kişilerin de kamu yararı ilkesi çerçevesinin dışında bir değerlendirmeye tabi tutulmaması gerekir. Dolayısıyla kişinin kusuru ile kamu hizmetinin gerekleri arasında bir bağ kurmadan kamu hizmetine girme hakkına getirilecek her kısıtlama anayasanın sistematik yorumu bakımından anayasaya aykırı olacaktır.
  • Anayasanın 128 Maddesinde memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenmesi güvencesi getirilmiştir. Dolayısıyla özlük işlerini düzenleyen kurallar, kanun niteliğini taşımalı; belirli ve öngörülebilir olmalıdır. Mevcut kanun teklifinde, hem hazırlık aşamasına hem de işlem aşamasına ilişkin belirsizdir ve öngörülebilir değildir, esasa ilişkin hususlar yönetmeliğe bırakılmıştır.
  • Anayasanın 38. Maddesi, “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz” kuralını getirmiştir. Kesinleşmemiş soruşturma ve kovuşturmaların dayandığı olguların; erteleme ve HAGB kararlarının değerlendirme komisyonuna sunulacak olması Anayasa’nın 38. Maddesine açıkça aykırıdır.

ANAYASA MAHKEMESİNİN İPTAL KARARLARININ VE İHLAL KARARLARININ GEREKÇELERİNİ VE AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İÇTİHATLARINI YOK SAYMAKTADIR!

  • Kamu görevlilerinin istihdamında Devletlere bir takdir marjı tanımasına rağmen, bunun sınırları da AİHM içtihatlarında belirlenmiştir. Özellikle sınırlamanın görevin gerektirdiği niteliklerle ölçülü olması, araştırılacak verilerin ne kadar geriye gideceğinin yani süresinin belirli olması, (hakkın süresiz olarak engellenmesinin sözleşmeye aykırı olacağı) ve sınırlamanın demokratik bir toplumda gerekli olması gerekleri takdir marjının sınırlarını göstermek üzere belirlenmiştir. 
  • Teklif, görevin gerektirdiği niteliklerin yerine kamu hukukumuzda yeri olmayan sadakat esasını getirmekte, bunu da demokratik bir toplumda kabul edilmesi mümkün olmayan, belirsiz, içeriği tanımlanmamış iltisak ya da eylem birliği gibi kavramlar aracılığıyla düzenlemektedir.
  • Kanun teklifinin gerekçesinde Anayasa Mahkemesi kararlarına uygun düzenleme yapma amacına atıf yapılmasına rağmen Teklifin içeriğinde,  
    • Değerlendirme komisyonunun yetki ve görevinin belirsizliği;
    • Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasına itiraz yolu belirtilmemiş olması, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının süre sınırının bulunmayışı;
    • TCK’da bir güvence olarak getirilmiş erteleme ve HAGB kurallarının getirdiği güvenceler yok sayılarak bunların sonuç doğuracak şekilde değerlendirme komisyonunun önüne sunulması öngörülmüş olması;
    • Hangi suçların hangi kamu görevine girişte engel olarak görüleceğinin belirsizliği;
    • Sonuçlanmamış soruşturmalar ve kovuşturmalar dâhil olmak üzere kişinin uğradığı soruşturma ve kovuşturmaların dayandığı olguların değerlendirme komisyonuna sunularak bunun sonucuna ilişkin hiçbir düzenlemeye gidilmemesi; 
    • Güvenlik soruşturmasının yapılması öngörülen gizlilik dereceli birimlerin belirsizliği ve Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılacak yönetmeliğe bırakılması;
    • Bilgi sağlayıcı birimler tarafından aktarılan bilgilerin nasıl sonuç bağlanacağına ilişkin Değerlendirme Komisyonu’nu bağlayan genel ve geçerli hiçbir ölçüt kanun teklifinde tanımlanmamış olması;
    • Değerlendirme Komisyonu’nun hangi ölçütlere dayanarak karar vereceğinin belirsizliği, 

        Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararlara ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına rağmen aykırılıkta bir ısrarı göstermektedir.

ÖZTÜRK TÜRKDOĞAN SERBEST BIRAKILMALIDIR!

Tüm dünyada insan haklarının korunmasında insan hakları savunucularının özel bir rolü vardır. İnsan hakları savunucuları, başkalarının hak ve özgürlüklerinin ihlalini görünür hale getirme, devletlerin hukuklarını uluslararası standartlara uygun hale getirilmesi yönünde kritik bir rol üstlenmektedirler.

İnsan hakları savunucularının ve avukatlarının karşı karşıya olduğu en büyük sorun, onları hukuka uygun ve meşru faaliyetleri nedeniyle hedef alan yaygın ceza soruşturmaları ve adli takibata uğramalarıdır ve Türkiye’de bu tür vahim uygulamalara sıklıkla ve sistematik bir biçimde rastlanmaktadır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünden hedef gösterilen İnsan Hakları Derneği’nin Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan’ın gözaltına alınması da, insan hakları savunucularını susturmak, sivil toplum hareketinin güvenini kırmak ve yargı sürecinin kötüye kullanılmasının bir parçasıdır.

İnsan hakları çalışmaları meşrudur ve suç olarak ileri sürülemez.

İnsan hakları savuncuları susturulamaz!

İnsan hakları savunucularının faaliyetleri suç değildir ve keyfi uygulamalara konu olamaz.

Öztürk Türkdoğan derhal serbest bırakılmalıdır.

Eşit Haklar İçin İzleme Derneği
Hak İnisiyatifi Derneği
İnsan Hakları Derneği
İnsan Hakları Gündemi Derneği
Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi
Yurttaşlık Derneği

Human rights defenders have a pivotal role in protecting human rights around the world. Human rights defenders make a critical contribution to making the violations of the rights and freedoms of others visible and bringing the laws of states in line with international standards .

The greatest threats faced by the human rights defenders and lawyers are judicial proceedings and criminal investigations aimed at targeting their lawful and legitimate human rights activities, and in Turkey, such perilous practices are seen often and in a systematic manner.

The detention of Öztürk Türkdoğan, the co-chair of the Human Rights Association that was recently targeted from the lectern of the Grand National Assembly of Turkey, is part of the attempt to silence human rights defenders, to break the confidence of civil society movement and to abuse the judicial process.

Human rights work is legitimate and cannot be criminalized.

Human rights defenders cannot be silenced!

The activities of human rights defenders are not criminal and cannot be subject to any arbitrary practice.

Öztürk Türkdoğan should be released immediately.

Association for Monitoring Equal Rights
Rights Initiative Association
Human Rights Association
Human Rights Agenda Association
Amnesty International Turkey Branch
Citizenship Association

İHD’YE YÖNELİK SALDIRI İNSAN HAKLARI KURULUŞLARININ TÜMÜNE YÖNELİKTİR!

İNSAN HAKLARI DERNEĞİ MEŞRU ZEMİNDE GÖREV VE SORUMLULUKLARINI YERİNE GETİRMİŞTİR

25 Şubat 2021

Geçtiğimiz hafta, 6 yıldan beri rehine tutulan 13 insanın Gare’de vahşice öldürülmelerinin ardından sorumluluklar tartışılırken başta İnsan Hakları Derneği olmak üzere birtakım kişi ve kurumların hedef gösterilmesi, insan hakları savunucuları tarafından endişe ile izlenmektedir.  Sayın Cumhurbaşkanı sorumluluğun devlette olduğunu belirtmesine rağmen, İçişleri Bakanı özellikle İnsan Hakları Derneği’ne yönelik itham edici söylemlerde bulunmuş, Türkiye’de 90’lı yıllardan beri herkesin insan haklarını koruyan bir hak örgütünü hedeflemiş, sivil alanda sorumlular aramıştır. 

Başta yaşam hakkı olmak üzere, temel haklar ve özgürlüklerin ayrımsız şekilde herkes için sağlanması için faaliyet göstermek insan hakları örgütlerinin temel işlevleri arasındadır. Bu münasebetle, haklarından mahrum bırakılmış veya hakları ihlal edilmiş insanların haklarına kavuşması için yetkili kurumlarla meşru zeminlerde temas kurmak da bu görevler kapsamındadır. 

Altı yıldan bu yana sınır ötesinde PKK tarafından alıkonulan rehinelerin ailelerinin başvurularını da dikkate alarak harekete geçen İnsan Hakları Derneği, rehinelerin yaşamaları ve özgür bırakılmaları için çaba göstermiş, ilgili kamu kuruluşları ile müteaddit temaslarda bulunmuştur.  

Yetkililerin yaşam hakkını koruma sorumluluğunu yerine getirmediklerini kabullenmek yerine, kendilerinin de bilgilendirildiği bir süreci yok sayarak İnsan Hakları Derneği’ni hedef göstermesi sadece İnsan Hakları Derneği’ne değil, bütün insan hakları örgütlerine yönelik bir saldırıdır. 

Sivil toplum kuruluşlarına ve insan hakları hareketine karşı sistemli olarak yürütülmekte olan susturma, yıldırma ve sindirme politikası göz önünde bulundurulduğunda, bu suçlamanın arkasındaki esas niyetin insan hakları örgütlerini işlerini yapamaz hale getirmek olduğu izlenimi oluşmuştur.

Herkesin yaşama hakkını korumak için gerekli tedbirleri almak ve elindeki tüm imkanları kullanmak devletin en öncelikli görevidir. Devletin bütün yetkili kurumları ve onların temsilcileri, insan haklarının temin edilmesi söz konusu olduğunda sivil toplumun da desteğinden faydalanmasının geçmişte getirdiği olumlu sonuçların birçok örneğini hatırlamalıdır. İnsan Hakları Derneği, bu son olayın öncesinde olduğu gibi geçmişteki benzer olaylarda da özgürlüklerinden mahrum bırakılan insanların serbest bırakılması için çabalar göstermiştir. 

Bizler, İnsan Hakları Derneği’ne yapılan bu saldırıları, insan hak ve özgürlükleri için faaliyet gösteren bütün sivil toplum örgütlerine da yapılmış olarak değerlendiriyoruz. Tüm susturma, yıldırma ve sindirme çabalarına rağmen insan hak ve özgürlüklerini korumak ve hak ihlallerini engellemek için İnsan Hakları Derneği ile yan yana çalışmaya devam edeceğiz.

Eşit Haklar İçin İzleme Derneği – İnsan Hakları Gündemi Derneği – Hak İnisiyatifi Derneği – Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi – Yurttaşlık Derneği 

MÜLTECİ HAKLARI EĞİTİMİ

Mülteci Hakları Koordinasyonu mültecilerin hak ve özgürlüklerinin gelişmesini ve korunmasını güçlendirmek, göç ve iltica alanındaki politikalarda mülteciler yararına dönüşüme katkı vermek amacıyla bu alanda çaba gösteren sivil toplum örgütleri üyelerinin, aktivistlerin, öğrencilerin, emek ve meslek örgütleri üyelerinin ve bireylerin bu alanda daha donanımlı bir şekilde çalışabilmesine ve faaliyetler düzenlemesine yardımcı olmak amacıyla 30-31 Ocak 2021 tarihlerinde Mülteci Hakları Eğitimi adı altında bir online eğitim programı düzenleyecektir.

Mülteci Hakları Koordinasyonu Türkiye’ye sığınan “mülteci” durumunda kişilere Türkiye’nin uluslararası hukuktan gelen yükümlülüklerine uygun bir şekilde koruma sağlanmasına yönelik faaliyet gösteren insan hakları örgütlerinde oluşmaktadır. Koordinasyon, üye örgütlerin mülteci hakları alanında kendi bünyelerinde yürüttüğü çalışmalara ek olarak, kamuoyu ve karar vericiler nezdinde farkındalık oluşturmak, göç ve iltica alanındaki politika oluşturma süreçlerine insan hakları perspektifiyle müdahil olmak amaçlarına yönelik “birlikte hareket etme” iradelerinin fiili bir sonucu olarak, 15 Mart 2010 tarihinde kurulmuştur. 2018 yılında tekrar bir araya gelen koordinasyonun üyeleri şu şekildedir: Göç Araştırmaları Derneği (GAR), İnsan Hakları Derneği (İHD), İnsan Hakları Gündemi Derneği (İHGD), Kaos Gey ve Lezbiyen Kültürel Araştırmalar ve Dayanışma Derneği (Kaos-GL), Mültecilerle Dayanışma Derneği (Mülteci-Der), Uluslararası Af Örgütü- Türkiye Şubesi (UAÖ), Yurttaşlık Derneği (YD).

Mülteci Hakları Eğitimi hangi konuları kapsayacak?
Mülteci Hakları Eğitimi dört modülden oluşmaktadır. Modüllerin konu başlıkları aşağıdaki gibidir:

  • Hak Kavramı, İnsan Hakları, Hak Temelli Yaklaşım,
  • Göç Alanıyla İlgili Temel Kuramlar ve Kavramları
  • Ayrımcılığı Anlamak ve Ayrımcılıkla Mücadele
  • Hak Temelli Yaklaşım Açısından Mültecilerin Eşitlik Temelinde Entegrasyonu/Uyumu

Yukarıdaki eğitim modüllerinin hangi kolaylaştırıcılar tarafından, ne zaman sunulacağına ilişkin bilgi seçilen katılımcılara eğitimden önce ayrıca gönderilecektir.

Mülteci Hakları Eğitimi Programı Nerede, Ne Zaman, Ne Kadar Sürecek?

Eğitimler, Covid 19 küresel salgının dayattığı zorunluluklar dikkate alınarak online ve Zoom programı üzerinden gerçekleştirilecektir.

Eğitim programının 30-31 Ocak 2021 günlerinde  10.00-13.00 ve 14.00-17.00 saatlerinde gerçekleştirilmesi planlanmaktadır.

Programa katılım, bu tür eğitimlerin niteliği ve etkileşimli gerçekleştirme hedefi doğrultusunda 30 kişi ile sınırlandırılmıştır.

Bu eğitim programına kimler katılabilir?

Herkes katılabilir. Özellikle insan hakları alanında çalışan sivil toplum örgütlerinin üyeleri ve aktivistler; mülteci hakları ve insani yardım alanında çalışan sivil toplum örgütlerinin üyeleri ve aktivistler; öğrenciler, sendikacılar ve meslek odalarının üyeleri ve bu alanda bilgisini geliştirmenin yararlı olacağına inanan herkes bu eğitim programına katılabilir.

Katılımcıların belirlenmesinde gözetilecek ölçütler nelerdir?

  • Katılımcıların seçiminde yaş, alanda deneyim, cinsiyet/cinsel yönelim/cinsiyet kimliği dağılımı ve farklı iş alanlarında çalışan sivil toplum örgütleri üyeleri ve aktivistlerin ihtiyaçları arasında denge kurulmasına önem verilecektir.
  • Katılımcı seçiminde adayların insan hakları alanında asgari bir bilgi temeline sahip olması ve istekliliği belirleyici ölçütler olacaktır.

Eğitim süresince katılımcılardan beklentiler nelerdir?

  • Mülteci Hakları Eğitimi Programının amacına ulaşabilmesi bakımından, eğitimler boyunca bilgisayarın karşısında bulunmanızı ve kameranızı kapatmamanızı talep ediyoruz. Eğitimler, tarafımızca bundan sonraki eğitimlerimizin nitelik ve etkililiğini artırabilmek için inceleme ve veri toplama amacıyla kayıt altına alınacaktır. Buna karşın katılımcıların eğitim sırasında herhangi bir görüntü ve ses kaydı alması yasaktır. Kameranın açık tutulmasına yönelik getirilen koşul, katılımcıların eğitime odaklanılmasını kolaylaştırma amaçlıdır.
  • Eğitim programına kabul edilenlerden herhangi bir ücret talep edilmeyecektir. Buna karşın katılımcılardan programa tam ve aktif katılım beklenmektedir.

Nasıl Başvurulur?

Başvuru formuna buradan ulaşabilirsiniz. Başvuru Formu

Bu formu doldurarak başvurunuzu tamamlamanız gerekiyor.

Son başvuru tarihi: 22 Ocak 2021

Programa kabul edilen adaylara 28 Ocak 2021 günü öğleden sonra programa kabul bildiriminde bulunulacaktır. Diğer başvurucular için ayrıca bir bildirimde bulunulmayacaktır.

Ayrıntılı eğitim programı, başvurusu kabul edilen katılımcılara ayrıca e-posta adresleri üzerinden gönderilecektir. Bu nedenle programa katılmayı düşünen adayların başvuru formunda güncel iletişim bilgilerini vermeleri önemlidir.

Başvuru formunu doldurarak gönderen, ancak programa kabul edilmeyen adayların formlarında verdikleri kişisel bilgiler en geç 26 Ocak 2021 tarihinde imha edilecektir. Programa kabul edilenlerin başvuru formlarında belirttikleri kişisel veriler ise programın bitmesini izleyen iki gün içinde imha edilecektir.

Katılımcıların, eğitim programının uygulanması sırasında 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca işbu eğitim programındaki ses, görüntü kaydı, fotoğraf vs. yöntemlerle kayıtlanmasına, arşivlenmesine, ağın web sitesi ve sosyal medya sayfalarında paylaşılmasına, proje raporları ekinde ilgili birim ve kuruluşlara gönderilmesine, çalışma sonuçlarının medya ve ilgili kuruluşlarla paylaşılmasına onay vermeleri beklenecektir.

Bu program Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Avrupa Birliği’nin mali desteği ile hazırlanmıştır. İçeriğin sorumluluğu tamamıyla Kapasite Geliştirme Derneği’ne aittir ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmamaktadır.

EVRENSEL PERİYODİK İNCELEME EĞİTİMİ

İnsan Hakları Ortak Platformu, insan hak ve özgürlükleri alanında çalışmalar yürüten sivil toplum örgütlerine yönelik BM Evrensel Periyodik İnceleme (EPİ)  tavsiyelerinin uygulanmasının izlenmesine yönelik online bir eğitim programı düzenleyecektir.

22-23 ve 24 Ocak 2021 tarihleri arasında gerçekleşecek programın amacı, BM İnsan hakları mekanizmaları kapsamında evrensel periyodik inceleme usulünün tanıtılması ve bu sürece sivil toplum örgütlerinin etkin katılımının sağlanmasına yönelik bir farkındalık yaratmaktır.

Evrensel Periyodik İnceleme Nedir?

Evrensel Periyodik İnceleme (EPİ), 2006 yılında oluşturulan BM İnsan Hakları Konseyi’nin BM üyesi her ülkenin insan haklarının korunması, geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için göstermiş olduğu performansı incelemek ve bu yolla insan hakları durumunu dünyanın her köşesinde iyileştirmek amacıyla oluşturduğu bir mekanizmadır. Bu mekanizmanın Türkiye açısından etkili sonuçlar yaratmasını güçlendirmek için izleme mekanizmasına sivil toplum kuruluşlarının katılımı son derece önemlidir.

Beş yıllık dönemler arasında Birleşmiş Milletler bünyesindeki tüm devletlerin insan hakları performanslarının değerlendirildiği bu yeni mekanizmanın Türkiye açısından üçüncü değerlendirmesi Ocak 2020 tarihinde Cenevre’de yapılmıştır. Türkiye’deki sivil toplum örgütleri bu tarihten önce kendi değerlendirme ve tavsiyelerini Birleşmiş Milletler Evrensel Periyodik İzleme mekanizmasının sekreteryasına göndermiştir. Devlet raporu ise Eylül 2019 sunulmuştur. Ocak ayında yapılan değerlendirmede Türkiye’deki insan haklarının korunması geliştirilmesi için pek çok tavsiye verilmiştir.

Evrensel Periyodik İnceleme Eğitimi Nerede, Ne Zaman, Ne Kadar Sürecek?

Eğitimler, Covid 19 pandemisinin dayattığı zorunluluklar dikkate alınarak online ve Zoom programı üzerinden gerçekleştirilecektir.

Eğitim programının 22-24 Ocak 2021 tarihlerinde (22 Ocak 2021 Cuma günü 16.00-18.00 ve 23-24 Ocak 2021 Cumartesi-Pazar günleri 14.00-17.00 saatleri arasında) 3 gün boyunca gerçekleştirilmesi planlanmaktadır.

Programa katılım, bu tür eğitimlerin niteliği ve etkileşimli gerçekleştirme hedefi doğrultusunda 25 kişi ile sınırlandırılmıştır.

Bu eğitim programına kimler katılabilir?

İnsan hakları ve hak temelli çalışan sivil toplum örgütü temsilcisi adaylar programa kabul edilecektir.

Katılımcıların belirlenmesinde gözetilecek ölçütler neler?

  • Katılımcıların seçiminde, yaş, deneyim, cinsiyet/cinsel yönelim/cinsiyet kimliği dağılımı ve ülkenin değişik bölgelerinde faaliyet gösteren sivil toplum örgütü temsilcilerinin ihtiyaçları arasında denge kurulmasına önem verilecektir.
  • Katılımcı seçiminde adayların insan hakları alanında asgari bir bilgi temeline sahip, alanda çalışma iradesi, adanmışlık ve istekliliği belirleyici ölçütlerden birisi olacaktır.
  • Katılımcı seçimi yukarıdaki ölçütleri de dikkate alarak ayrımcılık içermeyecek şekilde gerçekleştirilecektir.

Eğitim süresince katılımcılardan beklentiler nelerdir?

  • Evrensel Periyodik İzleme Eğitimi Programının amacına ulaşabilmesi bakımından, eğitimler boyunca bilgisayarın karşısında bulunmanızı ve kameranızı kapatmamanızı talep ediyoruz. Eğitimler, tarafımızca bundan sonraki eğitimlerimizin nitelik ve etkililiğini artırabilmek için inceleme ve veri toplama amacıyla kayıt altına alınacaktır. Buna karşın katılımcıların eğitim sırasında herhangi bir görüntü ve ses kaydı alması yasaktır. Kameranın açık tutulmasına yönelik getirilen koşul, katılımcıların eğitime odaklanılmasını kolaylaştırma amaçlıdır.
  • Eğitim programına kabul edilenlerden herhangi bir ücret talep edilmeyecektir. Buna karşın katılımcılardan programa tam ve aktif katılım beklenmektedir.

Nasıl Başvurulur?

Başvuru formuna buradan ulaşabilirsiniz. Başvuru Formu

Bu formu doldurarak başvurunuzu tamamlamanız gerekiyor.

Son başvuru tarihi: 21 Ocak 2021 Saat 17.00

Programa kabul edilen adaylara 21 Ocak 2021 günü saat 19.00’da programa kabul bildiriminde bulunulacaktır. Diğer başvurucular için ayrıca bir bildirimde bulunulmayacaktır.

Ayrıntılı eğitim programı, başvurusu kabul edilen katılımcılara ayrıca e-posta adresleri üzerinden gönderilecektir. Bu nedenle programa katılmayı düşünen adayların başvuru formunda güncel iletişim bilgilerini vermeleri önemlidir.

Başvuru formunu doldurarak gönderen, ancak programa kabul edilmeyen adayların formlarında verdikleri kişisel bilgiler en geç 22 Ocak 2021 tarihinde imha edilecektir. Programa kabul edilenlerin başvuru formlarında belirttikleri kişisel veriler ise programın bitmesini izleyen iki gün içinde imha edilecektir.

Katılımcıların, eğitim programının uygulanması sırasında 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca işbu eğitim programındaki ses, görüntü kaydı, fotoğraf vs. yöntemlerle kayıtlanmasına, arşivlenmesine, ağın web sitesi ve sosyal medya sayfalarında paylaşılmasına, proje raporları ekinde ilgili birim ve kuruluşlara gönderilmesine, çalışma sonuçlarının medya ve ilgili kuruluşlarla paylaşılmasına onay vermeleri beklenecektir.

Bu program Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Avrupa Birliği’nin mali desteği ile hazırlanmıştır. İçeriğin sorumluluğu tamamıyla Kapasite Geliştirme Derneği’ne aittir ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmamaktadır.