Örnek Resim

İHOP’un Kuruluşu

İnsan Hakları Ortak Platformu (İHOP), hükümet dışı insan hakları örgütlerinin insan hakları alanında tek başlarına etkili çözüm üretemedikleri alanlarda birlikte hareket etmelerine olanak sağlayacak bir ortam yaratmak üzere 25 Haziran 2005’de Helsinki Yurttaşlar Derneği (hYd), İnsan Hakları Derneği (İHD), İnsan Hakları ve Mazlumlarla Dayanışma Derneği (MAZLUMDER), Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) ve Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi tarafından kuruldu.
İHOP’un kuruluş fikri, Türkiye’nin AB’ye aday ülke olarak kabul edilmesiyle birlikte başlayan reform sürecinde ortaya çıktı. Türkiye’de hukukun üstünlüğü prensiplerine ve insan haklarına dayalı sağlıklı ve kalıcı bir demokratik sistemin oluşmasında insan hakları örgütlerinin katkısını güçlendirmek amacıyla ortak çalışma yapma ihtiyacından doğdu. 2005 yılında başlayan bu ortak çalışma alanı, zaman zaman küçülerek, zaman zaman genişleyerek bugüne kadar varlığını sürdürdü.

Rusya’nın Ukrayna’ya Saldırısı ve İşgali Uluslararası Hukukun İhlalidir!

Eşit Haklar İçin izleme Derneği – Hak İnisiyatifi Derneği – İnsan Hakları Derneği – İnsan Hakları Gündemi Derneği – Yurttaşlık Derneği

ORTAK AÇIKLAMA

Rusya’nın Ukrayna’ya Saldırısı ve İşgali Uluslararası Hukukun İhlalidir!

25 Mart 2022

20. Yüzyılın kirli savaş izlerini zihinlerimizden silmeye ve yeniden sahneye konmasını önlemeye çalışırken, yakın geçmişte yaşanmış acılarla dolu savaşlardan ders almamış gibi davranan Rusya’nın komşu ülkesi Ukrayna’ya saldırması ve belli bölgelerini işgal etmesinin, ne uluslararası hukuk ne de insani değerler açısından hiçbir meşruiyeti veya kabul edilebilir tarafı yoktur.

Uluslararası hukuka göre, uluslararası barışı bozucu ve Birleşmiş Milletler Şartı’nın ihlali niteliğinde bir başka egemen devletin topraklarında girişilen işgal ve saldırı fiilleri, unsurları Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni kuran Roma Statüsü’nün 8bis maddesi uyarınca saldırı suçuna sebebiyet verir.  Yine uluslararası hukuka göre tanımlanmış ve insanlığa karşı suç teşkil eden fiiller dışında, hiçbir devletin kendisi için açık bir tehdit ve saldırıda bulunmayan ve meşru yollarla görevi başında bulunan bir hükümeti hedef alarak o ülkeyi işgal ve ilhak etme ve kendi sınırlarına dâhil etmeye hakkı yoktur.

Her millet kendi kaderini tayin hakkına ve kendi yöneticilerini seçme hakkına sahiptir. Bütün toplumların anayurtları, atalarından ve tarihlerinden kendilerine miras bırakılmış yaşam alanlarıdır ve hiçbir halkın ülkesi veya toprağı, kendisinden daha güçlü bir komşu devletin mirası değildir.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi, uluslararası hukuka ve sözleşmelere aykırı olduğu gibi, geri dönüşü veya telafisi mümkün olmayan kayıplara yol açmaktadır ve bir halkın en temel hakkı olan yaşama hakkını da yok etmeye dönük bir zorbalıktır.

İnsanlık, bugün hayatını zorlaştıran pek çok sorunla savaşırken, hayatı kolaylaştıran yeni çözümler ararken, kalıcı bir barış ortamının bütün dünya için yegâne yaşam güvencesi olduğu düsturunu kurmaya çalışırken, bu yolda alınmış mesafeleri yok sayanlara engel olunmasının çareleri de aranmalıdır. Tarihten hiçbir ders almamış gibi davranarak uluslararası insancıl hukuk ilkelerini ihlal edip, anlaşmazlıkları hâlâ savaşlarla, işgal ve ilhaklarla çözme pratiğine fırsat tanınmamalıdır.

Ukrayna’da yaşanan işgal, saldırı ve şehirlerin kuşatılarak sivil yerleşim alanlarının bombalanması, başta kadınlar, çocuklar, engelliler ve yaşlılar olmak üzere milyonlarca sivil insanın ailelerini, evlerini, işlerini, doğup büyüdükleri yurtlarını terk etmelerine ve binlercesinin ölümlerine yol açtığı gibi, tecavüzcülerin ve yağmacıların zorbalıklarına da fırsat vermektedir.

Yaşanmakta olan süreç, insancıl hukukun ayaklar altına alındığı açık bir işgal ve hukuka aykırı bir ilhaktır!

Dünyanın gözleri önünde yaşanan bu vahşete daha fazla seyirci kalınmamalıdır!

Yasaklara, baskılara, tutuklama ve cezai yaptırımlara rağmen, Ukrayna halkına destek vererek bu işgale seyirci kalmak istemeyen Rusya’nın kendi yurttaşlarının protestolarını son derece anlamlı ve saygıdeğer buluyor, başta Rusya’daki insan hakları savunucuları olmak üzere yaşanan hukuksuzluğa karşı çıkan tüm Ruslara hükümetlerince yapılan muameleleri kabul etmiyoruz.

Kalıcı bir barışın inşası için bu işgalin sona erdirilmesini, sadece devletlerin ve politikacıların çabalarına bırakmama gereğine işaret ederek tüm dünyanın adalet, özgürlük ve hak savunucularını, etkin olarak ortaya koyacakları barışçı tavır ve eylemlerle üzerlerine düşeni yerine getirmeye çağırıyoruz.

Eşit Haklar İçin izleme Derneği – Hak İnisiyatifi Derneği – İnsan Hakları Derneği –

            İnsan Hakları Gündemi Derneği – Yurttaşlık Derneği

BARIŞÇIL GÖSTERİ HAKKI TEMEL BİR İNSAN HAKKIDIR, ENGELLENEMEZ!

20 Mart 2022 günü Adana’da Furkan Vakfı mensuplarının yaptığı barışçıl gösteriye, aşırı güç kullanarak müdahale eden, gösteriye katılanlara şiddet uygulayarak dağıtan ve gözaltına alan kolluk güçleri Anayasa’yı ve Türkiye’nin tarafı olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini ihlal etmiştir. Polisler tarafından gösteriyi dağıtmak için kullanılan şiddet, işkence ve kötü muamele yasağının da doğrudan ihlalidir.

Barışçıl gösteri temel insan haklarındandır; uluslararası insan hakları hukukunun koruması altındaki Anayasal bir haktır ve izne tabi değildir. Kolluk güçlerinin görevi, böyle bir barışçıl gösteriyi dağıtmak ve müdahale etmek değil, aksine göstericilerin güvenliklerini sağlamak ve korumaktır. Eleştirilerini ve taleplerini duyurmak için barışçıl gösteri hakkını kullanmak isteyenlere karşı şiddet kullanımını olanaklı kılan politikalardan ve uygulamalardan kaçınmak, devleti yönetenlerin asli görevlerinden birisidir.

Neredeyse her eleştirel görüşün ifade edildiği barışçıl gösteriyi, “izin alınmadı” bahanesiyle şiddet kullanarak dağıtmayı ve bastırmayı görev haline getiren, olağanlaştırılan bu hukuk dışı fiillere son verilmelidir.  Anayasa’da güvence altına alınan, güçlendirilmesi İnsan Hakları Eylem Planında gerçekleştirilecek hedef olarak ifade edilen barışçıl toplantı ve örgütlenme özgürlüğü hiçbir ayrım yapmadan herkes için kullanılabilir hale getirilmelidir.

Furkan Vakfı mensuplarına karşı keyfi ve hukuk dışı bir şiddet uygulayan kolluk görevlilerinin tespit edilerek haklarında acilen cezai işlemlerin yapılması; keza, emniyet güçlerinin yetkilerinin bir hukuk devletinde olması gereken sınırlara uygun olarak tatbiki, yürütme erkinin de cezasızlık siyasetinden vazgeçmesi gerektiğini hatırlatıyor, bu ve benzer olayların takipçisi olacağımızı kamuoyuna bildiriyoruz.

Eşit Haklar İçin İzleme Derneği – Hak İnisiyatifi Derneği – İnsan Hakları Derneği –İnsan Hakları Gündemi Derneği – Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi – Yurttaşlık Derneği

İNSAN HAKLARI SAVUNUCULUĞU YARGILANAMAZ!

22.02.2022 – Ankara Adliyesi

35 yılı aşkın bir süredir varlığını Türkiye’nin temel insan hakları sorunlarına ve insan hakları ihlallerinin mağdurlarına çare bulmaya adamış İnsan Hakları Derneği’nin Eş Genel Başkanlığını 15 yıldır sürdüren değerli arkadaşımız Avukat Öztürk Türkdoğan ve İnsan Hakları Derneği ile dayanışmak için buradayız.

İnsan Hakları Derneği, İçişleri Bakanlığı Müfettişleri tarafından önce 2016 yılında, daha sonra 2020 yılında denetlenmiş, her iki denetim sonucunda müfettişler Dernek hakkında şikâyette bulunmuştu. 2017 yılında yapılan şikâyet Cumhuriyet savcılığı tarafından verilen takipsizlik kararlarıyla sonuçlanmıştı. 2020 yılı denetiminden bir süre sonra 19 Mart 2021 tarihinde İHD Eş Genel Başkanı gözaltına alınmış ve aynı gün adli kontrol ile serbest bırakılmıştı. 2020 yılındaki denetim sonucu müfettişlerin şikayetleri üzerine bu kez Cumhuriyet Savcılığı, İHD Eş Genel Başkanının Türk Ceza Kanunu’nun 125.,301. ve 314. maddesinde yer alan suçları işlediğine ilişkin iddialarının yer aldığı üç iddianame hazırlamış, ilgili mahkemeler de bu iddianameleri kabul ederek kovuşturma sürecini başlatmışlardır.

TCK’nın 125. ve 301. maddelerinde yer alan suçlamalar, doğrudan İnsan Hakları Derneğinin faaliyetlerine yöneliktir.  İçişleri Bakanının eylemlerini ve söylemlerini eleştiren bir açıklama ve çok uzun zamandır her yıl 24 Nisan tarihinde İHD tarafından yapılan “Ermeni Soykırımını Tanıma Çağrısı suç olarak tanımlanmıştır. Bunlar, daha önce Cumhuriyet savcısının takipsizlik kararı verdiği iddialardır.

Bugün 22 Şubat günü OHAL döneminde ihdas edilmiş olan Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesinde ilk duruşması yapılacak olan davada Öztürk Türkdoğan’ın İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı sıfatıyla yaptığı savunuculuk faaliyetleri cezalandırılmak istenmektedir. Örgüt üyeliği suçunun ve bu suça ilişkin Avrupa İnsan hakları Mahkemesinin saptadığı belirsizliğin insan hakları savunuculuğu faaliyetlerini kapsayacak şekilde genişletilmesi hiçbir şekilde kabul edilemez.

İnsan Hakları Derneğini ve Eş Genel Başkanını hedef alan bu iddianameler, insan hakları savunucularının susturulması ve sindirilmesi yoluyla işkencenin, ayrımcılığın, şiddetin, hukuksuzluğun ve cezasızlığın meşru sayılarak üstünün örtülmesi iddianameleridir.

Bu iddianame, aynı zamanda Türkiye’de insan hak ve özgürlüklerini savunan tüm hak savunucularına ve bağımsız sivil toplum örgütlerine de yönelik bir tehdittir.

Aşağıda imzası bulunan insan hakları örgütleri olarak, biz insan hakları savunucuları ve örgütleri Türkiye’de hiçbir ayrımcılığa izin vermeden herkesin eşitliği ve özgürlüğü ve adalet için mücadele etmeye, Anayasa’nın 90. Maddesi gereği iç hukukun parçası sayılan uluslararası insan hakları standartlarını hayata geçirmeye ve haksızlıklara karşı durmaya devam edeceğiz.

İnsan hakları mücadelesine yönelik bu tür baskıların hak örgütleri olarak ne mücadelemizi ne de dayanışmamızı zayıflatamayacağını herkesin bilmesini isteriz.

İnsan hak ve özgürlüklerini savunmaya, birbirimize sahip çıkmaya devam edeceğiz.

Civil Rights Defenders

Eşit Haklar İçin İzleme Derneği

FİSA Çocuk Hakları Merkezi

Hakikat Adalet Hafıza Merkezi

Hak İnisiyatifi Derneği

İnsan Hakları Gündemi Derneği

İşkenceye Karşı Dünya Örgütü (OMCT), İnsan Hakları Savunucularının Korunması için Gözlemevi çerçevesinde

Kaos GL Derneği

Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği

Mülkiyeliler Birliği

Research Institute on Turkey

Rosa Kadın Derneği

Türkiye İnsan Hakları Davalarına Destek Projesi

Türkiye İnsan Hakları Vakfı

Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi

Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu (FIDH), İnsan Hakları Savunucularının Korunması için Gözlemevi çerçevesinde

Yurttaşlık Derneği

AVUKATLIK MESLEĞİNE YÖNELİK MÜDAHALELERE SON VERİN!

Mazlumder Diyarbakır Şube Önceki Başkanlarından Av. Nesip Yıldırım ve Diyarbakır Barosu üyesi diğer dört avukatın 11 Şubat 2022 tarihinde sabah saatlerinde evlerinde yapılan aramadan sonra gözaltına alınmalarının ardından adli kontrol ile serbest bırakıldıklarını öğrendik.

 

Diyarbakır ilinde avukatlık yapan, uzun süredir insan hakları savunuculuğu ile tanıdığımız Av. Nesip Yıldırım’ın serbest bırakılmış olsa da gözaltına alınması, insan hakları savunucularına ve avukatlık mesleğine yapılan bir saldırıdır. Adresleri bilinen ve çağrıldıklarında gidip ifade verebilecek kişilerin sabah baskınları ile gözaltına alınmaları, böylelikle peşinen cezalandırılmaları ve saygınlıklarının lekelenmeye çalışılması hukuken ve vicdanen kabul edilemez bir durumdur. Bu durum aynı zamanda avukatlık mesleğinin suç haline getirilme çabasının bir başka ürünüdür.

 

Başta 9 Aralık 1998 tarihli Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Savunucularının Korunması Bildirgesi ve Birleşmiş Milletler Avukatların Rolü Temel İlkeler Belgesi olmak üzere Türkiye’nin taraf olduğu pek çok uluslararası belgeye aykırılık niteliğindeki bu baskılara bir an önce son verilmelidir.

Kamuoyuna saygıyla duyururuz.

İnsan Hakları Ortak Platformu
13 Şubat 2022

İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan’a Karşı Açılan Davalar, İnsan Hakları Savunucularının Varlıklarına ve Örgütlenme Özgürlüklerine Karşı Açılmıştır!

1986’dan beri 35 yıldır türlü baskı ve yıldırma hareketlerine rağmen güçlenerek varlığını sürdüren İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan’a açılan üç ayrı dava, aslen Türkiye’deki insan hakları mücadelesine yönelik bir tehdittir.
İnsan haklarının korunması ve geliştirilmesi taahhütlerini ve Anayasa’nın 90. maddesini açıkça ihlal ederek insan haklarına sırtını çeviren iktidar organları, bu kez çare olarak İHD Eş Genel Başkanı’nı hedefe koymuş ve hakkında dava açarak faaliyetlerini kriminalize etmeyi denemektedirler.
Ne yazık ki, savcılar tarafından hiçbir somut suç kanıtı sunulmadan, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin içtihatlarına aykırı olarak hazırlanan iddianameler, mahkemeler tarafından da kabul edilmiş ve dava konusu edilebilmiştir.
Bugün Türkiye’de ihtiyaç duyulan şey, insan haklarının korunması ve geliştirilmesi için çaba gösterenlerin sesini kısmak değil, aksine insan hakları savunucularının seslerine, uyarılarına ve tavsiyelerine kulak vererek, çalışmalarına olanak sağlayacak elverişli bir ortamı korumak ve geliştirmektir.
Bizler İnsan Hakları Ortak Platformu’nun üye örgütleri olarak kurucu üyemiz İHD’nin ve YK üyemiz İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan’ın yanında olduğumuzu belirtirken, Türkiye’de ve uluslararası alanda insan hak ve özgürlükleri için mücadele eden kuruluşları ve herkesi Öztürk Türkdoğan ve İHD ile dayanışmaya davet ediyoruz.

İnsan Hakları Ortak Platformu Bileşenleri
Eşit Haklar İçin İzleme Derneği, Hak İnisiyatifi Derneği, İnsan Hakları Gündemi Derneği, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi, Yurttaşlık Derneği

Açılan Davalara ilişkin Bilgi:

Açılan Davalara ilişkin Bilgi:

  1. İHD Eş Genel Başkanı olarak temel hak ve özgürlüklerin korunması ve ihlalleri görünür kılmak amacıyla yaptığı farklı açıklamalar, TCK’nın 314/2. Maddesinde düzenlenen silahlı örgüt üyeliği suçu kapsamında değerlendirilerek hakkında Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesinde dava açılmıştır. Bu davanın ilk duruşması 22 Şubat 2022 tarihinde saat 09.15’te görülecektir.
  2. 24 Nisan 2017 tarihinde İHD’nin internet sitesinde yayınlanan “Adalet ve Hakikat için Ermeni Soykırımı’nın İnkârına Son” başlıklı bildirinin Türk Ceza Kanunu’nun 301. Maddesinde düzenlenen Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama suçunu oluşturduğu gerekçesiyle hakkında Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açılmıştır. Bu davanın duruşma günü henüz belli değildir.
  3. 29 Haziran 2018 tarihinde İHD’nin internet sitesinde yayınlanan “İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile İlgili Zorunlu Açıklama” başlıklı yazıda yer alan ifadeler nedeniyle TCK’nın 125/3. Maddesinde düzenlenen hakaret suçu işlendiği gerekçesiyle hakkında 60. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açılmıştır. Bu davanın ilk duruşması ise 18 Şubat 2022 tarihinde saat 11.45’te görülecektir.

SUSMUYORUZ VE TEKRAR EDİYORUZ: OSMAN KAVALA’YI SERBEST BIRAKIN!

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından diğer insanları insan hakları savunuculuğundan ve sivil toplum faaliyetlerinden uzaklaştırmak için “bir STK aktivisti ve insan hakları savunucusu olarak susturulmak amacıyla” tutuklandığına hükmedilen Osman Kavala’nın da aralarında bulunduğu 52 kişinin yargılandığı davanın bir sonraki duruşması yarın görülecek.

İnsan Hakları Ortak Platformu ve İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı üyesi örgütler olarak susmuyoruz ve tekrar ediyoruz:

18 Şubat 2020 günü, tutuklanmasının üzerinden 840 gün, derhal serbest bırakılmasına dair AİHM kararının üzerinden 70 gün geçen Osman Kavala, verilen beraat kararının ardından serbest bırakılmadan tekrar gözaltına alındı. Kavala gözaltındayken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı, “Bir manevrayla dün onu beraat ettirmeye kalktılar.” açıklamasının ardından tekrar tutuklandı ve beraat veren hakimler hakkında soruşturma açıldı. Bu tutuklama kararı Kavala’nın, AİHM’in işaret ettiği gibi siyasi sebeplerle tutuklandığını doğruladı.

Bu yargılama silsilesi, hiçbir somut delile dayanmayan suçlamalar, birbiriyle bağlantısız olayların nedensellik bağı kurulmadan sıralandığı iddianameler ve hukuka aykırı kararlar nedeniyle hukukun reddi niteliğindedir. Ceza Muhakemesi Kanununda istisnai bir tedbir olarak tanımlanan tutuklama uygulamasının uzunluğu nedeniyle Osman Kavala’yı cezalandırmaya dönüşmesi, masumiyet karinesinin ve özgürlük hakkının ihlalidir. Bu durum davanın siyasi amaçlarla sürdürüldüğüne ilişkin yaygın kanaati destekleyici niteliktedir ve hukuksuzdur.

Türkiye’nin uygulamakla yükümlü olduğu AİHM kararı ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi çağrılarının gereği yapılarak 1486 gündür tutuklu bulunan Osman Kavala derhal serbest bırakılmalıdır. Tutukluluğu uzatmak amacıyla birleştirilen dosyalar ayrılmalı ve Kavala dahil tüm yargılananlar hakkındaki mesnetsiz, hukuksuz ve somut bir delile dayanmayan tüm suçlamalar düşürülmelidir. Hukukun baskı ve yıldırma aracı olarak kullanılmasına son verilmeli ve hukukun üstünlüğünü sağlamalıdır.

Sivil toplumu ve insan hakları savunucularını susturmayı amaçlayan bu yargılamayı izlemek üzere insan hakları örgütleri temsilcileri 26 Kasım 2021 günü saat 10:00’da Çağlayan Adliyesi’nde olacaktır.

İMZACI ÖRGÜTLER:

Civil Rights Defenders, Eşit Haklar için İzleme Derneği, Hakikat Adalet Hafıza Merkezi, Hak inisiyatifi Derneği, İnsan Hakları Derneği, İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi, İnsan Hakları Gündemi Derneği, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği, P24 Bağımsız Gazetecilik Platformu, Research Institute on Turkey, Rosa Kadın Derneği, Sivil Alan Araştırmaları Derneği, Türkiye-Almanya Kültür Forumu, Türkiye İnsan Hakları Davalarına Destek Projesi, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi, Yurttaşlık Derneği

İNSAN HAKLARI ÖRGÜTLERİ CUMARTESİ ANNELERİ’NİN YANINDADIR: BU TEMELSİZ DAVAYA SON VERİN

Cumartesi Anneleri 1995 yılından beri zorla kaybedilen yakınlarının akıbetini öğrenmek ve adalete erişmek için Galatasaray Meydanı’nda barışçıl şekilde toplanıyordu.

25 Ağustos 2018’de 700. buluşma için meydanda barışçıl şekilde toplanan zorla kaybedilenlerin yakınları, insan hakları savunucuları ve milletvekillerinin de aralarında bulunduğu gruba yönelik polis gereksiz ve aşırı güç kullandı. Biber gazına boğulan meydanda onlarca kişi polis tarafından darp edildi, yerlerde sürüklendi ve 47 kişi gözaltına alındı. Galatasaray Meydanı bu tarihten itibaren tüm eylemlere kapatıldı.

26 yıl boyunca Cumartesi Anneleri buluşmalarına katılanların birçoğu baskı, taciz, aşırı güç kullanımı, keyfi gözaltı ve adil olmayan yargılamalara maruz kaldı.  Mayıs 1995’ten beri gerçekleştirilen 869 buluşmada olduğu gibi, 25 Ağustos’taki protestoya katılanlar hem iç hukukun hem de uluslararası insan hakları hukukunun güvencesi altında olan haklarını kullanıyordu.

Hiçbir yasadışı davranışta bulunmayan gruba karşı gereksiz ve aşırı güç kullanan ve en az 12 kişiyi yaralayan polisler hakkında soruşturma açılması için yapılan tüm idari ve hukuki başvurular reddedildi. Bunun yerine yalnızca ifade özgürlüğü ile barışçıl toplanma hakkını kullanan 46 kişi hakkında “kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama” suçlamasıyla dava açıldı.

Bu temelsiz dava, Türkiye’deki sivil topluma, insan hakları savunucularına ve muhalif görüşlerini barışçıl biçimde ifade eden kişilere yönelik sürmekte olan baskı ve sindirme amacı taşıyan yargısal tacizin bir örneğidir. Yargılananlar arasında insan hakları savunucuları, gazeteciler ve zorla kaybedilenlerin yakınları yer alıyor. Bu dava, Cumartesi Anneleri’ni ve onların adalet taleplerini destekleyenleri susturma amacı taşımaktadır. Bu nedenle, 24 Kasım 2021 günü saat 10:30’da 21. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek olan duruşmayı izlemek üzere insan hakları örgütleri temsilcileri Çağlayan Adliyesi’nde olacaktır.

Aşağıda imzası bulunan İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı ve İnsan Hakları Ortak Platformu üyesi örgütler olarak, yargılanan 46 kişinin tamamının beraat ettirilmesi ve ifade özgürlüğü ve barışçıl toplanma haklarının güvence altına alınması çağrımızı yineliyoruz.

Cumartesi Anneleri yalnız değildir.

İnsan hakları örgütleri Cumartesi Anneleri’nin yanındadır.

İMZACI ÖRGÜTLER:

AĞ-DA Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dayanışma Ağı, Civil Rights Defenders, Eşit Haklar için İzleme Derneği, Hakikat Adalet Hafıza Merkezi, Hak İnisiyatifi Derneği, İnsan Hakları Derneği, İnsan Hakları Gündemi Derneği, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği, P24 Bağımsız Gazetecilik Platformu, Research Institute on Turkey, Roza Kadın Derneği, Sivil Alan Araştırmaları Derneği, Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı, Türkiye-Almanya Kültür Forumu, Türkiye İnsan Hakları Davalarına Destek Projesi, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi, Yaşam Bellek Özgürlük Derneği, Yurttaşlık Derneği

EVRENSEL PERİYODİK İNCELEME EĞİTİMİ (29-30 KASIM 2021)

İNSAN HAKLARI ORTAK PLATFORMU(İHOP)
EVRENSEL PERİYODİK İNCELEME EĞİTİMİ
(29-30 KASIM 2021)

İnsan Hakları Ortak Platformu, insan hak ve özgürlükleri alanında çalışmalar yürüten sivil toplum örgütlerine yönelik BM Evrensel Periyodik İnceleme (EPİ)  tavsiyelerinin uygulanmasının izlenmesine yönelik online bir eğitim programı düzenleyecektir.

29/11/2021-/30/11/2021 tarihlerinde gerçekleştirilecek programın amacı, BM İnsan hakları mekanizmaları kapsamında evrensel periyodik inceleme usulünün tanıtılması ve bu sürece sivil toplum örgütlerinin etkin katılımının sağlanmasına yönelik bir farkındalık yaratılmasıdır.

Evrensel Periyodik İnceleme Nedir?

Evrensel Periyodik İnceleme (EPİ), 2006 yılında oluşturulan BM İnsan Hakları Konseyi’nin BM üyesi her ülkenin insan haklarının korunması, geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için göstermiş olduğu performansı incelemek ve bu yolla insan hakları durumunu dünyanın her köşesinde iyileştirmek amacıyla oluşturduğu bir mekanizmadır. Bu mekanizmanın Türkiye açısından etkili sonuçlar yaratmasını güçlendirmek için izleme mekanizmasına sivil toplum kuruluşlarının katılımı son derece önemlidir.

Beş yıllık dönemler arasında Birleşmiş Milletler bünyesindeki tüm devletlerin insan hakları performanslarının değerlendirildiği bu yeni mekanizmanın Türkiye açısından üçüncü değerlendirmesi Ocak 2020 tarihinde Cenevre’de yapılmış ve. Türkiye’ye 321 tavsiye verilmiştir. Türkiye bu tavsiyelerin 19’unu reddettmiş,216’sı için yerine getirme taahhütü vermiş ve 86 tavsiyeyi de kayıt altına almıştır.  Türkiye’nin  bu taahhütleri yerine getirme süresi 2024 yılının sonuna kadar sürecek ve 2025 yılının Ocak ayında yeniden inceleme sürecine girecektir.

Türkiye’nin 2025 yılı muhtemelen Ocak ayında gerçekleşecek yeni inceleme oturumuna kadar gerçekleştirmeyi taahhüt ettiği tavsiyelere şu linkten erişilebilir.

Evrensel Periyodik İnceleme Eğitimi Nerede, Ne Zaman, Ne Kadar Sürecek?

Eğitimler, Covid 19 pandemisinin dayattığı zorunluluklar dikkate alınarak online ve Zoom programı üzerinden gerçekleştirilecektir.

Eğitim programının 29/11/2021- 30/11/2021 tarihlerinde 2 gün, 3’er saat olarak gerçekleştirilmesi planlanmaktadır.

Programa katılım, bu tür eğitimlerin niteliği ve etkileşimli gerçekleştirme hedefi doğrultusunda 35 kişi ile sınırlandırılmıştır.

Bu eğitim programına kimler katılabilir?

İnsan hakları ve hak temelli çalışan sivil toplum örgütü temsilcisi adaylar programa kabul edilecektir.

Katılımcıların belirlenmesinde gözetilecek ölçütler neler?

  • Katılımcıların seçiminde, yaş, deneyim, cinsiyet/cinsel yönelim/cinsiyet kimliği dağılımı ve ülkenin değişik bölgelerinde faaliyet gösteren sivil toplum örgütü temsilcilerinin ihtiyaçları arasında denge kurulmasına önem verilecektir.
  • Katılımcı seçiminde adayların insan hakları alanında asgari bir bilgi temeline sahip, alanda çalışma iradesi, adanmışlık ve istekliliği belirleyici ölçütlerden birisi olacaktır.
  • Katılımcı seçimi yukarıdaki ölçütleri de dikkate alarak ayrımcılık içermeyecek şekilde gerçekleştirilecektir.

Eğitim süresince katılımcılardan beklentiler nelerdir?

  • Evrensel Periyodik İzleme Eğitimi Programının amacına ulaşabilmesi bakımından, eğitimler boyunca bilgisayarın karşısında bulunmanızı ve kameranızı kapatmamanızı talep ediyoruz. Eğitimler, tarafımızca bundan sonraki eğitimlerimizin nitelik ve etkililiğini artırabilmek için inceleme ve veri toplama amacıyla kayıt altına alınacaktır. Buna karşın katılımcıların eğitim sırasında herhangi bir görüntü ve ses kaydı alması yasaktır. Kameranın açık tutulmasına yönelik getirilen koşul, katılımcıların eğitime odaklanılmasını kolaylaştırma amaçlıdır.
  • Eğitim programına kabul edilenlerden herhangi bir ücret talep edilmeyecektir. Buna karşın katılımcılardan programa tam ve aktif katılım beklenmektedir.

Nasıl Başvurulur?

Başvuru formuna buradan ulaşabilirsiniz.  Başvuru Formu

Bu formu doldurarak başvurunuzu tamamlamanız gerekiyor.

Son başvuru tarihi: 26/11/2021

Programa kabul edilen adaylara kabul bildiriminde bulunulacaktır. Diğer başvurucular için ayrıca bir bildirimde bulunulmayacaktır.

Ayrıntılı eğitim programı, başvurusu kabul edilen katılımcılara ayrıca e-posta adresleri üzerinden gönderilecektir. Bu nedenle programa katılmayı düşünen adayların başvuru formunda güncel iletişim bilgilerini vermeleri önemlidir.

Başvuru formunu doldurarak gönderen, ancak programa kabul edilmeyen adayların formlarında verdikleri kişisel bilgiler imha edilecektir. Programa kabul edilenlerin başvuru formlarında belirttikleri kişisel veriler ise programın bitmesini izleyen iki gün içinde imha edilecektir.

Katılımcıların, eğitim programının uygulanması sırasında 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca işbu eğitim programındaki ses, görüntü kaydı, fotoğraf vs. yöntemlerle kayıtlanmasına, arşivlenmesine, ağın web sitesi ve sosyal medya sayfalarında paylaşılmasına, proje raporları ekinde ilgili birim ve kuruluşlara gönderilmesine, çalışma sonuçlarının medya ve ilgili kuruluşlarla paylaşılmasına onay vermeleri beklenecektir.

BİR DAHA OLMASIN!

 

 

 

 

 

 

Ortak Açıklama
18 Ağustos 2021

BİR DAHA OLMASIN!

Onlarca yıldır yaşanan ancak üstü sürekli örtülen, sonuçları itibarıyla toplumsal yaraları derinleştiren, nereye çıkacağı belli olmayan bir tünelin içinde yolumuzu bulmaya çalışıyoruz. Etrafa saçılan kötülüğün zehri toplumsal ilişkileri altüst ediyor.

Altındağ’da yaşanan olaylar ilk defa yaşanmıyor. Altındağ’da kaybedilen yaşam ilk değil! Altındağ’da hiçbir koruması olmayan kadınların, erkeklerin, çocukların korkuları ilk değil!

İzmir’de sadece Kürt olduğu için öldürülen Deniz Poyraz ilk değil. Konya’da öldürülen Dedeoğulları ailesi ilk değil!

Bugün yaşanan ve içindeki o yabancılaştığımız hatta hiç bilmediğimiz zengin varlığın yok olmasına neden olan orman yangınları ilk değil!

Kastamonu Bozkurt İlçesinin sele teslim edilerek yok oluşu ilk değil!

Bugün ya da yarın öldürülecek kadın ilk olmayacak!

Hukuku ortadan kaldırdığınızda, hesap vermemeyi egemen kültür haline getirdiğinizde, suçluyu koruyup, özgürlüğü cezalandırdığınızda, insan onurunun yerine kısa vadeli çıkarları değer haline getirdiğinizde, vicdanın yerini kötücüllük aldığında artık bir gelecek kalmaz.

Bu döngüye, bu karanlığa teslim olmayabiliriz. Başka bir hayat mümkündür!

Eşit Haklar İçin İzleme Derneği, Hak İnisiyatifi Derneği, İnsan Hakları Derneği,

İnsan Hakları Gündemi Derneği, Yurttaşlık Derneği