İnsan Haklarının ve İnsan Hakları Savunucularının Korunması Devletlerin Asli Yükümlülüğüdür

20 Kasım 2022

İstanbul’da Taksim İstiklal Caddesinde 13 Kasım 2022 Pazar günü bombalı saldırılar sonucu 6 insan vahşice katledilmiş, 80’den fazla insan da yaralanmıştı. İHOP olarak 14 Kasım günü “yastayız” başlığı ile kısa bir açıklama yaparak bu saldırıları kınamıştık. İstiklal Caddesinde meydana gelen bombalı saldırı sonucunda 17 kişinin bu vahşi saldırı nedeniyle tutuklandığı 28 yabancı uyruklu kişinin yine bu saldırı ile bağlantılı gerekçelerle sınır dışı edildiği açıklanmıştır. Bu kadar çok kişinin karıştığı, katıldığı, bağlantılı olduğu ve planlanarak yaşam hakkının ihlal edildiği anlaşılan bir saldırının önlenememiş olması kabul edilemez.

Bu vahim saldırının bir başka boyutu da saldırının hemen ardından İHD Eş-Genel Başkanı ve Avukat Eren Keskin ve İHD İstanbul Şubesi avukatı aynı zamanda bir kayıp yakını olan Avukat Jiyan Tosun’un sosyal medya üzerinden hedef gösterilmesi, tehditlere ve tacizlere maruz bırakılmasıdır.  Henüz olay çok yeni iken bunu fırsat haline çevirerek her iki kadın insan hakları savunucusunu fail olarak göstermek, kimliklerini her türlü sosyal medya hesabından paylaşmak, yaygınlaşmasını sağlamak ve hayatlarını tehlikeye atmak suçtur. Bu suçun hızla soruşturulması, karalama yoluyla hedef gösterilen arkadaşlarımızın can güvenliğinin sağlanması için her türlü koruma tedbirinin alınması gerekmektedir.

Bu vesileyle, devletlerin insan haklarının ve insan hakları savunucularının korunması konusundaki yükümlülüklerini bir kez daha hatırlatmak isteriz.

İnsan haklarının korunması, esas olarak devletlerin yükümlülüğüdür. Devletler insan hakları savunucularının çalışmalarını kolaylaştırma, engel olmama yükümlülüğünü yerine getirmek hem de insan hakları savunucularına yönelik tehditleri önleme yükümlülüğü ile karşı karşıyadır.

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) tarafından hazırlanan İnsan Hakları Savunucularının Korunmasına İlişkin Kılavuz İlkelerde (sahife 8., paragraf 39: HS_Klavuz_ilkeler) yer aldığı gibi, “Devletler, düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına bir taraftan tam saygı gösterirken, diğer taraftan, internet ortamında yapılanlar da dâhil olmak üzere, insan hakları savunucularına karşı ayrımcılığa, düşmanlığa veya şiddete tahrik edici nitelikteki nefret ve başka hoşgörüsüzlük biçimleriyle mücadele etmelidir. Devletler ve her kademedeki devlet kurumları –ulusal, bölgesel ve yerel- insan hakları savunucularına karşı tezahür eden bu türden eylemleri veya fiili saldırıları meydana geldikleri her yerde ve kamuoyu nezdinde kınamalıdır. Uluslararası standartlarda öngörüldüğü şekilde milliyet, ırk veya dini temelli nefreti tahrik etme eşiğini karşılayan davranışlar ulusal kanunlarda yasaklanmalı ve uygun şekilde cezalandırılmalıdır. Bu kanunlar uluslararası insan hakları standartlarıyla da tam olarak uyumlu olmalıdır.”

Siyasi iktidarın Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Savunucularının Korunması Bildirisi hükümlerini yerine getirmeye ve insan hakları savunucularını korumaya, insan hakları savunucularına yönelik nefret söylemleri, hedef göstermeleri ve tehditleri, damgalamaları önlemeye ve bu gibi suç teşkil eden fiiller nedeniyle adli ve idari işlemleri başlatmaya davet ediyoruz.

Eşit Haklar İçin İzleme Derneği-Hak İnisiyatifi Derneği- İnsan Hakları Derneği-İnsan Hakları Gündemi Derneği- Yurttaşlık Derneği

 

PAYLAŞ