İHOP BASIN AÇIKLAMASI
8 Ağustos 2026
“Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”
Sürdürülebilir Bir Barışın İnşası İçin Önerilerimiz
TBMM Adalet Komisyonu tarafından 8 Ağustos 2026 tarihinde kabul edilen Teklife ilişkin aşağıdaki tespitlerimizi, sürecin başarıya ulaşmasına katkı sunmak amacıyla, yapıcı bir sorumluluk bilinciyle paylaşıyoruz.
- Suç tipi ve suç tarihine göre yapılan kategorik ayrımlar, sürecin amacına ve toplumun beklentisine uygun değildir. Teklifteki kategorik ayrımların kaldırılması ve Kürt meselesinden kaynaklanan yargılama ve mahkûmiyetlerin bütüncül bir yaklaşımla ele alınması, silahsızlanma ve toplumsal bütünleşme adımlarının atılmasını güçlendirecektir.
- Suç tipine, ceza miktarına ve ceza tarihine bakılmaksızın, tüm hasta mahpusların ivedilikle tahliye edilmesi gereklidir.
- Teklifte, erteleme süresi içinde “terör suçlarından biri”nin işlenmesi hâlinde ertelemenin iptal edilmesi ve cezanın aynen infaz edilmesi öngörülmektedir. (Madde 5/2, Madde 6/4). Erteleme rejiminin sona erdirilmesi, TMK’nın muğlak ve geniş kapsamlı “terör suçu” tanımına dayanmaktadır. Teklifte net bir tanım yapılmaması sürece dâhil olan bireyler açısından belirsizlik yaratacaktır.
- Silah bırakan kişilerin siyasi haklarının kullanılmasının (seçme, seçilme, parti kurma ve yönetme) tamamen yürütmenin içinden oluşan bir Kurul’un ihtiyari talebine bağlanmış olması sürecin nihai amacıyla bağdaşmamaktadır ve bu hakların iadesi, bireysel başvuruya ve insan hakları normlarına uygun kriterlerine göre düzenlenmelidir.
- TBMM bünyesinde kurulacak İzleme Komisyonu, yalnızca tavsiye veren bir konumda bırakılmamalı; sürece ilişkin bağlayıcı kararlar alabilen bir konuma getirilmelidir. Ayrıca TBMM bünyesinde, sürecinin ilerleyen aşamalarına (demokratikleşme, yeniden entegrasyon, toplumsal uzlaşmanın güçlendirilmesi gibi başlıklarda) hazırlık yapmak üzere çeşitli konularda çalışma komisyonları kurulmalı; bu komisyonlara sivil toplum örgütlerinin ve çatışma sürecinin mağdurlarının etkili katılımı sağlanmalıdır.
- Teklifte, “müsadere edilen ve el konulan malvarlıklarının Hazineye irat kaydedilmesi” öngörülmektedir. Sürecin ileriki aşamalarında bütçe sorunu kaçınılmaz olarak gündeme gelecektir. İhtiyaç duyulacak bütçenin yaratılması amacıyla ve çatışma sürecinin mağduriyetlerini gidermeye tahsis edilecek bir Barış Fonu kurulmalı, el konulan malvarlıkları bu fona aktarılmalıdır. Bu değişiklik sürecin mağdur odaklı ve onarıcı bir niteliğe kavuşmasına da katkı sunacaktır.
- Düşünce ve ifadeleri nedeniyle veya irtibat/iltisak gerekçesiyle kamu sektöründen ihraç edilen kamu personelinin teklif kapsamı dışında tutulmuş olması, adalet duygusunu zedeleyen bir eksikliktir. Bu grupların da kanun kapsamına alınarak özlük haklarına kavuşmaları sağlanmalıdır.
TBMM Genel Kurul görüşmelerinde bu hususlar dikkate alınmalı; sürecin amacına uygun, hak temelli ve kalıcı bir çözüme hizmet edecek düzenlemeler yapılmalıdır.
Yasal Düzenleme Gerektirmeyen Adımların Atılması
Yasa teklifinden ari olarak, hiçbir yasal düzenleme gerektirmeyen, mevcut anayasal ve yasal düzenlemeler içinde yapılabilecek olan; Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması ve Yerel Yönetimlere Kayyım Atanması uygulamasına son verilmesini süreci güçlendirecek adımlar olarak değerlendiriyoruz.
İnsan hakları örgütleri olarak, TBMM Genel Kurul’unu yukarıdaki tespitleri dikkate almaya davet ediyor; kalıcı toplumsal barışa giden bu yolda sürece katkı sunmaya, izlemeye ve kamuoyunu bilgilendirmeye devam edeceğiz.
Eşit Haklar İçin İzleme Derneği- Hak İnisiyatifi Derneği-İnsan Hakları Derneği-İnsan Hakları Gündemi Derneği-Yurttaşlık Derneği
