TÜRKIYE’DE OLAĞANÜSTÜ HAL UYGULAMA VE TEDBİRLERİ

Hazırlayan: Feray Salman

İndirmek için tıklayınız

15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen darbe girişiminin ardından Hükümet bütün ülkeyi kapsayacak biçimde 20 Temmuz 2016 tarihinde Olağanüstü Hal ilan edilmesine ilişkin karar aldı. İki yıl süren ve 18 Temmuz 2018 tarihinde kaldırılan Olağanüstü Hal uygulaması döneminde, mevcut hükümetin aldığı kararlar ve hayata geçirdiği tedbirler, demokratik bir düzenin temellerini sarsacak yapısal sorunlar yarattı. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Yükümlülüklerin ve Taahhütlerin Yerine Getirilmesi Komitesi (İzleme Komitesi) tarafından sunulan “Demokratik Kurumların İşleyişine İlişkin Raporun” kabul edilmesinin ardından, Parlamenterler Meclisi 25 Nisan 2017 tarihinde 2156 sayılı kararı ile Türkiye ile ilgili denetim prosedürünü yeniden açmaya karar verdi.1

Avrupa Konseyi, Birleşmiş Milletler ve uluslararası ve ulusal insan hakları örgütlerinin raporlarına ve tavsiyelerine karşın, hukukun üstünlüğü ilkesinin temel taşlarının oynatıldığı, insan hakları ve özgürlüklerinin kısıtlandığı, demokratik değerlerin yıpratıldığı bu dönem, Türkiye’nin otoriterleşme eğilimlerinin güçlendirildiği bir dönem olarak tarihteki yerini aldı.

Olağanüstü Hal şartları altında yapılan Anayasa değişiklikleri, otoriter bir rejimin hâkim kılınmasını sağlayacak altyapıyı güçlendirdi. Türkiye’nin yönetim biçimini değiştiren, yürütmeyi ve yürütmenin başını olağanüstü yetkilerle donatan, yasama organının işlevlerini ve etkisini zayıflatan, daha da önemlisi yargının yürütmenin kontrolü altına alınmasını sağlayan Anayasa değişiklikleri, yine OHAL dönemi içinde 16 Nisan 2018 tarihli referandumla ve daha sonra 24 Haziran 2018 tarihinde yapılan “Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Seçimleriyle” kalıcı hale getirildi.

OHAL sonrası dönemin inşası, denetim dışı keyfi uygulamalarla muhalefet yapma hakkının kriminalize edilmesi, sivil toplumun sessizleştirilmesine ve zayıflatılmasına yönelik tedbirler ve yüzlerce yasada yapılan binlerce kalıcı değişiklik yapıldı. Olağanüstü Hal’in ilanı ile ilgili ve gerekli olmayan pek çok düzenleme Anayasa Mahkemesi’nin de kendi içtihadını yok sayması sonucunda bu değişiklikler yeni bir düzenin oluşturulmasının temel taşlarını oluşturdu.

OHAL döneminde herhangi bir yargı kararına dayanmaksızın alınan kararların ve uygulanan tedbirlerin ortaya çıkardığı haksızlıkları giderecek etkili mekanizmaların olmamasının yanı sıra, bu tür kararları alan ve uygulayanların “sorumsuz” kılınması, ayrıca cezasızlığı güçlendirmiş olmasının yanı sıra, mağduriyetlerin derinleşerek devam etmesine yol açtı.

Olağanüstü Hal’in kaldırılmasının hemen ardından TBMM tarafından 25 Temmuz 2018 tarihinde kabul edilen 7145 sayılı torba yasa2 ile Olağanüstü Hal döneminde uygulanan bazı tedbirlerin üç sene boyunca uygulanmasına ilişkin düzenlemeler yapıldı.

İnsan Hakları Ortak Platformu sekretaryası tarafından hazırlanan bu rapor, OHAL’in sadece resmi olarak sürdürüldüğü dönemi kapsamaktadır. OHAL’de başlayan ancak OHAL kaldırıldıktan sonra da devam eden yargı süreçleri, komisyon kararları dip notlarda sağlanmıştır. OHAL’in kaldırılmasının ardından bir buçuk yıl sonra Kovid 19 küresel salgını ile karşı karşıya kalan Türkiye’de salgınla mücadele araçlarının niteliği ve uygulamalar 2016-2018 döneminde gerçekleştirilen yapısal değişimlerin artık bir olağanüstü hal ilanına gerek bırakmayacak bir zemin oluşturduğunu ortaya çıkardı. Sonuç olarak OHAL hukuken kaldırılmış olsa da fiili OHAL kalıcı kılındı. Bu nedenle, 2016-2018 döneminin kayıt altına alınması, bugünün ve geleceğin inşasında önemli bir veri kaynağı olması niteliğini taşıyor.

İnsan Hakları Ortak Platformu (İHOP) Yönetim Kurulu

PAYLAŞ