İHD MYK üyesi ve insan hakları aktivisti Eren Keskin’in 20.02.2005 tarihinde DEHAP Çerkezköy İlçe Başkanlığı’nın düzenlediği “İnsan Hakları” konulu panelde yaptığı konuşmada, “devlet 12 yaşında bir çocuğu katledecek kadar vahşi bir anlayışa sahip, Türkiye hesap vermek zorunda, Türkiye’nin tarihi kirli bir tarihtir.” şeklindeki sözleri nedeni ile TCK 301.maddeden yani Türkiye Cumhuriyeti devletini alenen aşağılama suçundan cezalandırılmış, kendisine verilen 10 ay hapis cezası erteleme veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi lehte infaz biçimlerine çevrilmeyerek doğrudan doğruya hapse atılması yönünde karar verilmiştir. Bu kararı kınıyoruz.

Bu kararla AKP iktidarı döneminde ifade ve örgütlenme özgürlüğü alanında herhangi bir iyileşme olmadığı, “kutsal devlet” anlayışının devam ettirildiği, bireyin hak ve özgürlüklerinin devletin menfaatine kurban edildiği, son 10 yıllık süreçte ifade özgürlüğü alanında uygulamada AİHM kararlarının hiçe sayıldığı ve Türkiye’nin yeniden otoriter devlet anlayışına uygun bir yargı pratiğine geri döndüğü gösterilmiştir.

İfade özgürlüğü en temel insan haklarındandır. Bunun yanı sıra çoğulculuğun dolayısıyla demokrasinin de temelidir. Türkiye demokrasisi çoğulculuğu barındırmamaktadır. Bu nedenle de Türkiye’de çok sayıda insan hakları sorunu bulunmaktadır. Farklı düşünen ama en önemlisi de gerçekleri söyleyen insanların cezalandırılması asla kabul edilemez. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin en azından kurulduğu günden beri geçmişi ile yüzleşmesi ve bizzat devlet tarafından organize edilen ve devlet görevlileri tarafından yapılan faili meçhul cinayetler, yargısız infazlar, gözaltında kayıplar ve bunun gibi çok sayıda ağır insan hakkı ihlalleri ile yüzleşilmesi gerekmektedir. Eren Keskin aslında çocuklar şahsında bunu kastetmiştir. Bir ülkede çocuklar öldürülmeye devam ediyorsa o ülkede bırakın adaleti, vicdanı bile sorgulamak gerekir.

İHD yıllık hal ihlal raporlarına bakıldığında, Türkiye’de bizzat devlet görevlileri tarafından çocuk öldürülmeye devam edildiği, son olarak Cizre’de 12 yaşında Nihat Kazanhan isimli bir çocuğun polisler tarafından öldürüldüğü, bu konuda etkili soruşturma yöntemlerine başvurulmadığı yani devletin vahşi anlayışının devam ettiği bir süreci yaşamaktayız. Eren Keskin’in 10 yıl önceki söyledikleri günümüz içinde geçerlidir. Bu sözleri bizler de söylemeye devam ediyoruz.

Eren Keskin’e verilen bu cezanın Yargıtay tarafından bozulmasını, AİHM kararlarına uymayan Çerkezköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi hakiminin HSYK tarafından soruşturulması gerektiğini, her fırsatta kutsal devletine yaranmak isteyen hakim ve savcılardan artık kurtulmamız gerektiğini, bireyin hak ve özgürlüklerinin esas olduğunu, birey karşısında devleti savunan kamu görevlilerinin bu anlayışını terk etmesi gerektiğini bir kez daha vurgulamak istiyoruz.

İnsan Hakları Derneği

PAYLAŞ